::: EĞİTİM SEN ::: EĞİTİM VE BİLİM EMEKÇİLERİ SENDİKASI KARABÜK ŞUBESİ

 
BASIN AÇIKLAMALARI
 

KARABÜK ŞUBEMİZ TARAFINDAN YAPILAN BASIN AÇIKLAMALARI

Bizleri Kapı Kulu Olarak Gören Zihniyetin Ürünü Yasa Tasarısına Karşı Tüm Yurtta Olduğu Gibi Karabük'te de Alanlara Çıktık!

Konfederasyonumuz, bugün (02.02.2012) TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda görüşülen 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısına karşı itiraz, eleştiri ve taleplerini dile getirmek için tüm yurtta alanlara çıktığı gibi bizde KESK Karabük Şubeler Platformu olarak Karabük Belediyesi önündeydik.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikalar Yasası ve 2821-2822 sayılı İşçilerin Toplu İş İlişkileri Yasalarının birleştirilmesine ilişkin olarak, KESK Karabük Şubeler Platformu adına, Eğitim-Sen Karabük Şube Sekreterimiz Atakan SUCU Karabük Belediyesi önünde yaptığı basın açıklamasıyla yeni yasa tasarısı üzerine eleştirilerde bulundu!

Grevsiz Toplu Sözleşme, Toplu Sözleşmesiz Sendika Olmaz!

Değerli Basın Emekçileri,

Kayıt dışı, taşeron, esnek ve güvencesiz çalıştırma biçimlerini yaygınlaştırarak emek sömürüsünü her geçen gün daha da artıran AKP iktidarı, hazırladığı yasa tasarılarıyla; bir taraftan örgütlenmenin önündeki engelleri korurken diğer taraftan var olan örgütlenmeleri, sendikaları işlevsiz hale getirmek istemektedir. 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Yasasında değişiklik yapılmasına ilişkin tasarının yanı sıra 2821 ve 2822 sayılı yasaların birleştirilmesiyle oluşturulan Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı da emekçilerin örgütlü güçlerine, sendikalarına yapılan saldırıların bir parçasıdır. 

Anayasada kamu emekçilerine sözde toplu sözleşme hakkı tanıyan 12 Eylül referandumunun üzerinden 16 ay, Üçlü Danışma Kurulu toplantılarının üzerinden 6 ay, Yasa Taslağının Bakanlar Kurulu’na gönderilmesinin üzerinden tam 100 gün geçti.

Üzülerek ifade ediyoruz ki bunca zamandır sendikal hak ve özgürlükleri genişleten bir yasa bekleyen 2 milyon kamu emekçisi bir kez daha aldatılmıştır.

23 OCAK 2012 Tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından onaylanarak TBMM Başkanlığına gönderilen 4688 Sayılı yasa tasarısı bu aldatmanın açık belgesidir.

Bu yasa tasarısı, Üçlü Danışma Kurullarında konfederasyonların görüşlerinin taslağa yansıyacağına, kamu emekçilerinin toplu sözleşme hakkı yönünde düzenlemeler yapılacağına dair söz verenlerin bizi yanıltamayarak sözlerinin arkasında yine durmadığını göstermektedir.

Değerli Basın Emekçileri,

Tasarı ile toplu görüşmeden bile daha geride bir düzenleme getirilmek istenmektedir. Hizmet kolu toplu sözleşmelerine yer verilmeyen tasarı ile sendikaların talepleri yok sayılmaktadır. Bu resmen sendikaların var oluş gerekçesinin ortadan kaldırılması demektir.

Tasarıya göre hizmet kollarına ait mali ve sosyal haklar 11 yıldır sürdürülen toplu görüşmelerde olduğu gibi genel toplu sözleşme görüşmelerinin bir parçası olarak ele alınacaktır. Bu düzenleme ile yüzlerce belediyede yapılan toplu sözleşmelere AİHM kararları ve uluslararası sözleşmeler hiçe sayılarak yasak getirilmektedir.

Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir sendika yasasının ve toplu sözleşme düzeninin örneğini görmek mümkün değildir. Varsa da bunun "sendika yasası" ve "toplu sözleşme" olarak adlandırılması mümkün değildir.

Yasa tasarısında grevli toplu sözleşme hakkımız yasal teminat altına alınmadığı gibi, örgütlenme özgürlüğünün önündeki engeller de varlığını korumaktadır. Kapsamından tarafların belirlenmesine, uyuşmazlık halinden Hakem Kurulunun yetki ve bileşimine kadar özgür bir toplu pazarlık düzeni ile uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmayan, hemen her alanda özgürlükleri tamamen kısıtlamayı hedefleyen bu yasa tasarısının özüne de ruhuna da tamamen yasakçı ve sınırlayıcı bir mantık hâkimdir.

Değerli Basın Emekçileri;

Bizler, Hak ve özgürlüklerimizi yok sayan bu yasa tasarısına karşı;

  • Grev hakkımızın yasal teminat alındığı özgür bir Toplu Sözleşme düzeni için,
  • Örgütlenme özgürlüğü önündeki tüm engeller kaldırılması için,
  • Her sendikanın üyeleri adına toplu sözleşme yapabilmesinin sağlanması için,
  • Belediyelerle yıllardır yapılan Toplu Sözleşmelerin devam etmesi, bu konuda herhangi bir sınırlama getirilmemesi için,
  • Tüm çalışanlara insan onuruna yakışır bir ücret ve sağlıklı çalışma koşulları sağlanması ve çalışma yaşamının demokratikleştirilmesi için

 

Mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizin bilinmesini istiyoruz. Komisyonlarda görüşüldükten sonra TBMM Genel Kuruluna sevk edilecek olan yasa sürecinin her aşamasına, tüm olanaklarımızı ve enerjimizi kullanarak müdahil olmaya devam edecek, eylem ve etkinliklerimizi artırarak sürdüreceğiz.

Uluslararası sözleşmelere, evrensel sendikal hak ve özgürlük normlarına aykırı, kazanılmış haklarımızı gasp etmeyi hedefleyen tüm düzenlemelere karşı geçmişten beri mücadele eden Konfederasyonumuz bundan sonra da

Bütün kamu emekçilerinin haklarına yönelik saldırılara karşı tutum almaya,
Yalanları teşhir etmeye,
Sahte demokratların maskelerini düşürmeye,
Kamu emekçilerinin grevli toplu sözleşmeli sendika mücadelesini yükseltmeye devam edecektir.

Yıllardır verdiği fiili meşru mücadeleyle "hak verilmez alınır" ilkesini rehber edinen KESK'in, kamu emekçilerini kapı kulu olarak gören mevcut zihniyetin ürünü olan bu yasa tasarısına karşı, mücadelesinde yarattığı değerlere yakışır bir direnç ve kararlılık göstereceğinden kimsenin şüphesi olmamalıdır.

YAŞASIN GREVLİ TOPLU SÖZLEŞME MÜCADELEMİZ!     
YAŞASIN KESK!
                                                    

02.02.2012
KESK KARABÜK ŞUBELER PLATFORMU ADINA
ATAKAN SUCU
Eğitim Sen Şube Sekreteri

 

KESK "Hükümet takiyyede sınır tanımıyor."


KESK (Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu) Karabük dönem Sözcüsü BES il Temsilcisi Yüksel ARSLAN yaptığı açıklamada " TBMM Başkanlığına gönderilen 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Yasa Tasarısı ile hedeflenen "düzenlemeler" KESK'i bir kez daha haklı çıkarmıştır."

Basın açıklamasının tam metni:


Değerli basın emekçileri;

Anayasada kamu emekçilerine sözde toplu sözleşme hakkı tanıyan 12 Eylül referandumunun üzerinden 16 ay,
Üçlü Danışma Kurulu toplantılarının üzerinden 6 ay,
Yasa Taslağının Bakanlar Kurulu'na gönderilmesinin üzerinden tam 3 ay geçti,
Üzülerek ifade ediyoruz ki bunca zamandır sendikal hak ve özgürlükleri genişleten bir yasa bekleyen 2 milyon kamu emekçisi bir kez daha aldatılmıştır.

Değerli basın emekçileri;

Bakanlar Kurulu'nda görüşülmesi yaklaşık üç aydır bekletildikten sonra onaylanarak  (23.01.2012) tarihinde TBMM Başkanlığına gönderilen 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Yasa Tasarısı ile hedeflenen "düzenlemeler" KESK'i bir kez daha haklı çıkarmıştır.
Meclis'e sevk edilen tasarıya bakıldığında sürecin baştan sona kandırma ve oyalamadan ibaret olduğunun adeta belgelendiği görülmektedir. Üçlü Danışma Kurullarında konfederasyonların görüşlerinin taslağa yansıyacağını ve kamu emekçilerinin toplu sözleşme hakkının gereğinin yapılacağına dair söz verenler, bırakın haklarımızı savunmayı aylardır kamu emekçilerini oyalamanın sonucunda konfederasyonlara başka Bakanlar Kurulu'na başka taslak verecek kadar gözlerini karartmıştır. Kısacası bugüne kadarki pratiğinde defalarca şahit olduğumuz gibi, AKP hükümeti bu konuda da takiyede sınır tanımadığını göstermiştir.
Tasarı ile toplu görüşmeden bile daha geride bir düzenleme getirilmek istenmektedir. Hizmet kolu toplu sözleşmelerine yer verilmeyen tasarı ile sendikaların varoluş gerekçesi ortadan kaldırılmak istenmektedir. Hizmet kollarına ait mali ve sosyal haklar toplu görüşmelerde olduğu gibi genel toplu sözleşme görüşmelerinin bir parçası olarak ele alınacaktır. Bu düzenleme ile yüzlerce belediyede yapılan toplu sözleşmeler de yok hükmünde sayılmaktadır. AİHM kararları ve uluslararası sözleşmeler hiçe sayılarak yerel yönetimlerin toplu sözleşme yapmasına yasak getirilmektedir.Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir toplu sözleşme düzeni ya da örneği yoktur. Varsa da bunun "toplu sözleşme" olarak adlandırılması mümkün değildir.
Toplu sözleşmeyi sadece konfederasyonlarla yapılacak olan genel toplu sözleşme ile sınırlayan yasa tasarısında grevli toplu sözleşme hakkımız yasal teminat altına alınmadığı gibi örgütlenme özgürlüğünün önündeki engeller de varlığını korumaktadır. Kapsamından tarafların belirlenmesine, uyuşmazlık halinden Hakem Kurulunun yetki ve bileşimine kadar özgür bir toplu pazarlık düzeni ile uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmayan, hemen her alanda özgürlükleri tamamen kısıtlamayı hedefleyen yasa tasarısının özüne de ruhuna da tamamen yasakçı mantık hâkimdir.
İşte bu yasaklama ve sınırlamalarla donatılmış olan yasa tasarısı 26.01.2012 - Perşembe günü saat:1400'de TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülecek.
Uluslararası sözleşmelere ve evrensel sendikal hak ve özgürlük normlarına aykırı, kazanılmış haklarımızı gasp etmeyi hedefleyen bu değişiklikleri ve yaklaşımı başından beri kabul etmeyen KESK,  2 milyon kamu emekçisinin haklarına yönelik saldırıları ortaya çıkarmaya, yalanları teşhir etmeye, maskeleri düşürmeye ve mücadeleyi yükseltmeye devam edecektir. Bunun için;

Hak ve özgürlüklerimizi yok sayan yasa tasarısına karşı;

  • Grev hakkımızın yasal teminat altına alındığı özgür bir Toplu Sözleşme düzeni için;
  • Örgütlenme özgürlüğü önündeki tüm engellerin kaldırılması için;
  • Her sendikanın kendi üyeleri adına toplu sözleşme yapabilmesi için;
  • Belediyelerle yıllardır yapılan Toplu Sözleşmelerin devam etmesi için;
  • Tüm çalışanlara insan onuruna yakışır bir ücret ve sağlıklı çalışma koşullarının sağlanması, çalışma yaşamının demokratikleştirilmesi için;

Komisyonlarda görüşüldükten sonra TBMM Genel Kuruluna sevk edilecek olan yasa sürecinin her aşamasına, tüm olanaklarımızı ve enerjimizi kullanarak müdahil olmaya devam edecek, eylem ve etkiliklerimizi artırarak sürdüreceğiz.
Yıllardır verdiği fiili meşru mücadeleyle "hak verilmez alınır" ilkesini rehber edinen KESK'in,  kamu emekçilerini kapı kulu olarak gören zihniyetin ürünü olan bu yasa tasarısına karşı, mücadelesinde yarattığı değerlere yakışır bir direnç ve kararlılık göstereceğinden kimsenin şüphesi olmasın.

26.01.2012
KESK KARABÜK ŞUBELER PLATFORMU ADINA
B.E.S KARABÜK İL TEMSİLCİLİK BAŞKANI
Yüksel ARSLAN

21 ARALIK'TA GREV'DEYDİK

KESK, Türkiye Tabipler Birliği ve DİSK üyeleri dün iş bıraktı. Tüm Türkiye genelinde yapılan iş bırakma eylemi kapsamında Karabük’te de basın açıklaması ve yürüyüş yapılırken, Emniyet tarafından alınan olağanüstü tedbirler dikkat çekti. Zaman zaman halktan destek geldi.

 

HÜKÜMETE ÜLTİMATOM

İlk olarak Şirinevler Devlet Hastanesi önünde toplanan sendika üyeleri buradan hep birlikte Karabük Devlet Hastanesi önüne geldiler. Sendikacılar burada Türkiye Tabipler Birliği üyesi sağlıkçılar tarafından alkışlarla karşılandılar. Karabük'teki iki Devlet hastanesinde Poliklinik hizmetlerinin yürüdüğü gözlenirken, Beşbinevler Doğum ve Çocuk Bakımevinde Acil dışında hizmet verilmedi.

Dün tüm Türkiye genelinde bir anlamda Grev vardı. KESK, Türkiye Tabipler Birliği ve DİSK üyeleri dün iş bıraktı. İlk olarak Karabük Şirinevler Devlet Hastanesi önünde toplanan Sendika üyeleri, burada yapılan basın açıklamasının ardından Karabük Devlet Hastanesine önüne doğru yürüyüşe geçtiler. Hastane önünde ilk olarak SES adına Erdem Akbaba, KESK adına ise Ayşegül Sarı Terzi açıklama yaptılar. Hastane önünde yoğun güvenlik önlemleri dikkat çekerken, çevik kuvvet ekibi hastane çıkışında etten duvar ördü.

İl Emniyet Müdürü Süleyman İlhan Acaröz'de Şirinevler Devlet Hastanesi önüne gelerek gelişmeleri yakından takip etti. Acaröz Sendikacıların sözcüleri ile görüşme yaptıktan sonra çevik kuvvet ekibi toplu değil, gruplar halinde çıkış yaptırdı.

KESK binası önüne kadar sessiz yürüyen sendika üyeleri bina önünden Devlet Hastanesi önüne kadar slogan atarak yürüdüler.

Karabük Devlet hastanesi önünde ise sendika üyelerini Türkiye Tabipler Birliğine üye sağlıkçılar ile bir grup Eczacı karşıladı.

Hastane önünde sırasıyla Türkiye Tabipler Birliği Karabük Şube Başkanı Dr. Rıdvan Üney, SES adına Özgül Küçüknane, KESK adına ise Ayşegül Sarı Terzi açıklama yaptılar.

Açıklamalarda eğitim ve sağlık alanında gelinen gelişmeler özetlenirken, vatandaşın mağdur edildiği belirtildi.

Türkiye Tabipler Birliği Karabük Şube Başkanı Rıdvan Üney yaptığı açıklamada, Sağlıkta cicim aylarının bittiğini belirterek "Genel sağlık Sigortasının ertelenen maddeleri 1 Ocak 2012'de yürürlüğe giriyor. Yeşil kart iptal edilecek. Aylık geliri asgari ücretin üçte birinden fazla olan herkes sağlık pirimi ödeyecek. Başlangıçta sadece 2'Tlıcik olan denilen katılım payları çoktan devlet hastanelerinde 8, özel hastanelerde 15 TL'ye çıktı. Kasım ayından itibaren on gün içinde aynı branşta muayene olanlar 5 TL daha ödüyor. Reçetesine üç kalemden fazla ilaç yazılan 3 TL, ve artı her ilaç için 1 TL daha fazla para ödeyecek. Özel Hastanelerde ise ilave ücret adıyla ödenen paranın ise haddi hesabı yok.bunlar yetmiyormuş gibi hükümet şimdide 663 sayılı kanun hükmünde kararname çıkarttı. Artık Sağlık bakanlığı sağlık Holding'e, Devlet hastaneleri şirket hastanelerine dönecek. Hastaneler ticarethane olacak. Bu hastanelerin başına hükümetin memuru olan CEO'lar getirilecek. Hükümet bunları yaparken ne size, ne bize, ne de Meclis'teki milletvekillerine sordu" dedi.

SES adına konuşan Özgül Küçüknane ise "Yoksulların ve düşük gelir grubuna sahip olanların kamusal hizmet olan sağlık, eğitim, ulaşım gibi hizmetlere erişimi giderek zorlaşıyor. Yıllarca sağlıkta dönüşüm diye süslü laflarla Türkiye'ye yutturulmaya çalışılan reklam dönemi bitti. Sağlık şimdi daha fazla piyasalaştırılıyor. Yani ne kadar para, o kadar köfte dönemine giriyoruz. Kamu emekçileri hizmeti hem üreten ve sunan hem de alan kesimdir. Dolayısı ile halkın ta kendisidir. İşte bu nedenle kamu emekçilerinin mücadelesi aynı zamanda halkında mücadelesidir. Bu sistem sizi müşteri bizi de tüccar yapıyor. Biz sizi müşteri olarak görmüyoruz. Ancak sistem o hale getirdi ki biz sağlık çalışanları hastamız çoğalsa da biz de döner sermayemizi alsak diye bakar olduk. Bir insanın hastalığından medet ummak kadar aşağılayıcı bir durum olabilir mi? Ancak bu durumu biz yaratmadık, utanması gerekende biz değiliz." dedi

KESK adına konuşan Ayşegül Sarı Terzi ise konuşmasında, hükümetin uygulamalarını eleştirirken, asgari ücretin net 1.000 TL çıkarılarak tüm ücret ve maaşlardan bu tutarın vergi kesintisi dışında bırakılmasını, grevli toplu sözleşme hakkının emekçilere verilmesini talep etti ve "Asgari ücretten vergi kesintisi var. Tüm kamu hizmetlerinin tamamen paralı hale getirilmesi var. Eğitime ve sağlığa değil silahlanmaya ayrılan payın artırılması var.

Vergi yükünün yine bizlerin sırtına yıkılması var. Yükün yine halkın sırtına yıkıldığı bu bütçe emekçilerin, halkın değil, sermayenin bütçesidir."Büyümede dünya ikincisiyiz, kişi başına düşen milli gelir 10 bin doları geçti" diye övünenlere soruyoruz? Kim büyüyor? Sayısını 9 yıllık iktidarınızda 4 ten 38 e çıkardığınız dolar milyarderleri mi yoksa 659 TL'ye mahkûm ettiğiniz asgari ücretli mi? Kim büyüyor? Teşvik üstüne teşvik yağdırdığınız sermaye mi yoksa 1000 TL'yi aşan açlık sınırının altına ittiğiniz milyonlar mı? Kim büyüyor? Yıllardır topladığınız deprem vergilerini duble yol yapımı için dağıtarak zenginleştirdiğiniz müteahhitler mi, yoksa acının dublesini yaşattığınız depremzede Van halkı mı? Yurttaşı "müşteriye", kamu hizmeti vermesi gereken kurumları "ticarethaneye", biz kamu emekçilerini "işletme görevlisine" çevirmeye çalışan sistemden mi başlayalım söze., Buradan hep birlikte söz veriyoruz. Karanlığın, baskıların, yoksulluğun, sefaletin dünyasına karşı, emeğin dünyası için mücadelemizi yükselteceğiz" dedi

Konuşmaların ardından Sağlık Meclisi kuruldu ve hükümetin sağlık alanında çıkarttığı yasalar oylandı ve hep bir ağızdan "HAYIR"cevabı verildi. Eyleme katılanlar daha sonra olaysız biçimde dağıldılar.

Haber kaynağı: yorum78.com

 

3 ARALIK EYLEMİ

BASINA VE KAMUOYUNA DUYURULUR

Değerli Basın Emekçileri,
AKP'nin "ileri demokrasi" balonu ve yalanı orta yerde patladı. Bırakalım "ileri"sini, en geri demokrasilerde bile olmayan uygulamalar günlük yaşamımızın bir parçası haline geldi. AKP için demokrasinin kıstası AKP'li olmak, AKP politikalarını kayıtsız şartsız desteklemektir. AKP'ye göre en tehlikeli iş ise AKP karşıtlığıdır. En tehlikeli düşünce AKP'yi eleştirmektir. Ve AKP için "bombadan bile tehlikeli" olan şey, politikalarını eleştiren yazılar, kitaplardır. Bu yüzden AKP, muhalif olan herkesi hedef alıyor, düşman görüyor.

Türkiye bir açık hava cezaevine dönüşüyor. Her yeni güne tutuklama haberleriyle başlıyoruz. İnsanca yaşamak isteyen işçiler, suyunu ve toprağını korumak isteyen köylüler, parasız eğitim isteyen öğrenciler, ülkemizde füze kalkanı istemeyenler, gerçeğin peşindeki gazeteciler, adalet arayan avukatlar yani haklarını arayan herkes tutuklanıyor. Tutuklamalar, seçilmiş milletvekillerine ve belediye başkanlarına kadar uzanıyor. AKP hükümetini eleştiren, AKP politikalarına karşı çıkan herkes tutuklanma endişesi yaşıyor.

İlk kez Hitler Almanya'sında duyduğumuz "eş zamanlı operasyonlar" büyük başarı olarak sunuluyor. AKP yargısı adalet dağıtmıyor, korku salıyor. Özel yetkili savcı ve yargıçlar "özel konumlar" elde etme adına hukuk ilkelerini ayaklar altına alıyor.

"Sıra ne zaman bana gelecek" korkusuyla düşünemez, talep edemez, hareket edemez hale getirilmek isteniyoruz. Emperyalizmin jandarmalığı karşılığında satılan "İleri teknoloji" ile her yerde ve anda kontrol altında tutulmak isteniyoruz. Toplum "AKP karşıtı" ya da "yandaş" olarak fişleniyor.

Değerli Basın Emekçileri,
Yıllarca kadrolaşma politikaları sonucu devlet AKP'lileşti. AKP'li olmayan demokratik kurum ve kuruluşlar, hatta kişiler topyekûn bir saldırı ve baskı dalgasıyla karşı karşıyadır.  Yıllarca alanlarda "Susma, sustukça sıra sana gelecek" diye haykırdık! Maalesef öngörümüz gerçekleşti. Bu gidişat durdurulmazsa sıra herkese gelecek!

Çünkü faşist yönelim kurumsallaşıyor. Toplumsal muhalefet önce tehditle, soruşturmalarla, sürgünlerle, copla, biber gazıyla terbiye edilmeye çalışılıyor. Bu yetmeyince her an, herkesi içine alabilecek şekilde toplu gözaltı ve tutuklama ile bitirilmek isteniyor.

Derelerine, çayına sahip çıkan onurlu Hopa halkı, parasız eğitim isteyen, devrimci önderlerin anmasına katılan gençler bu saldırılardan nasibini aldı.

Seçilmişler, üniversite öğretim görevlileri, Nedim Şener ve Ahmet Şık gibi muhalif gazeteciler, siyasi parti temsilcileri, demokratik kitle örgütü temsilcileri, gençler, AKP'li olmayan belediyeler AKP'nin hedef tahtasında. Tutukluluk cezaya dönüştürülmüş durumda. AKP, hem tutukluyor hem de savunma hakkından yoksun bırakıyor. Darbe dönemlerinde bile şahit olmadığımız şekilde onlarca avukat aynı gün gözaltına alındı, 33'ü tutuklandı.

KESK Genel Başkanı, eski Genel Sekreteri, eski Kadın Sekreteri, EĞİTİM SEN eski ve yeni Kadın Sekreterleri, üç Genel Meclis üyesinin de aralarında bulunduğu 25 KESK'li Sendikal faaliyetleri nedeniyle 6'şar yıl 3'er ay ceza ile cezalandırıldılar. Halen 33 KESK'li çeşitli cezaevlerinde tutukludur. İnsan haklarına aykırı şekilde mahkûm muayenesine karşı çıktıkları için, çevre kirliliği konusunda halkı bilgilendirdikleri için, Sağlık Bakanlığı politikalarına karşı çıktıkları için doktorlarımız cezalandırıldı.

Tutuklama furyasında bir adım da İzmir'de atıldı. Sendikal faaliyet sürdüren ve taşeron uygulamasına karşı güvenli iş, güvenli gelecek mücadelesi veren DİSK/Genel-İş Sendikası şube yöneticileri Cafer Konca, Memiş Sarı, Yakup Yıldırım, işyeri temsilcileri Necip Binici, Cafer Alt ve İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin bazı çalışanları ve yöneticileri tutuklandı.

AKP'nin operasyonlarına meşruiyet kazandırmak için ortaya çıkardığı yeni "öcü" KCK oldu! Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümünü isteyen herkes "KCK'lidir" iddiasıyla tutuklanma tehlikesiyle karşı karşıya. Bunun en son örneği Prof. Büşra Ersanlı, yazar Ragıp Zarakoğlu ve Deniz Zarakoğlu, KESK eski Genel Sekreteri Mustafa Avcı'dır.

Değerli Basın Emekçileri,
Askeri ve sıkıyönetim Mahkemelerinin yerine kurulan DGM'ler eskilerini arattı. DGM'lerin yerine kurulan Ağır Ceza ve Özel Yetkili Mahkemeler ise DGM'lere rahmet okutur durumda. Başbakan ne zaman birilerini hedef yaparsa hemen ertesinde özel yetkili mahkemeler ve savcılar harekete geçiyor. Daha operasyon yapılmadan yalaka medyada operasyon bilgileri yer alıyor, kişiler hedef gösteriliyor. Avukatların bile görmediği, görmesi yasaklanan dosyalar yalaka medyada sayfa sayfa yayınlanıyor. Hiçbir dönem olmadığı kadar yargı siyasi iktidarın yönlendirmesi ve etkisi altında. Hükümet aleyhine en ufak bir soruşturma açan savcı ya da hâkimler ya görevden alınıyor, ya da görev yerleri değiştiriliyor. Hükümetin politikalarına uygun hareket edenler ise terfi ettirilerek ödüllendiriliyor. Tuzun koktuğu yer tam da yargının şu an içinde bulunduğu durumdur.
Cezaevleri tıka basa doldu. Başbakan yeni okulların, hastanelerin, yolların yapılacağı ya da insanca yaşayacak ücret müjdesi değil yeni cezaevi yapma müjdesi veriyor!
Artık yeter diyoruz. Bu gidişata son verilmelidir. Onlar son vermese bizler son vereceğiz.
Ülkemizde devrimci bir dönüşüme ihtiyaç olduğu açıktır. Bu dönüşümü emekten, demokrasiden, özgürlükten ve barıştan yana olan güçler gerçekleştirecektir. Bu dönüşümü emek ve demokrasi mücadelesinin zor olduğunu bilen bizler gerçekleştireceğiz.

Bu nedenle diyoruz ki;
Özel Yetkili Mahkemeler ve Terörle Mücadele Yasası kaldırılmalıdır!
Gözaltı operasyonları durdurulmalıdır!
Hukuka aykırı tutuklananlar derhal serbest bırakılmalıdır!

Taleplerimiz dikkate alınmaz, gereği yapılmazsa okulda, sırada, içeride, dışarıda, fabrikada, işyerlerinde, her yerde direnişi yükselteceğiz. Ya onlar ülkeyi cehenneme çevirecek ya da bizler geleceğimize sahip çıkarak eşit, özgür, adil ve barış içinde bir ülkeyi kuracağız...

KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA, YA HEP BERABER YA HİÇBİRİMİZ!
EMEK VE DEMOKRASİ GÜÇLERİ ADINA
03.12.2011
KESK DÖNEM SÖZCÜSÜ

Ayşegül SARI TERZİ
Eğitim Sen Şube Başkanı

 

 

 

 

 

1 NİSAN 2008 KESK ŞUBELER PLATFORMU ADINA SERVET ODACI:

Servet ODACI : "1 NİSAN ŞAKASI YAPMIYORUZ! SSGSS’NİN TALEPLERİMİZ DOĞRULTUSUNDA DEĞİŞTİRİLMESİ İÇİN EYLEM YAPIYORUZ!"

      KESK’e bağlı Karabük Şubeler Platformu üyeleri bugün Türkiye’nin dört bir yanında olduğu gibi yine Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarısı’na karşı eylemdeydiler.
Bugün meclis’te görüşülen yasa tasarısının kabul edilmemesi için Karabük Belediyesi önünde toplanan KESK Karabük Şubeler Platformu üyelerine Emek Platformu Bileşenlerinden bazı temsilciler de katıldılar.
      Saat 14.00’da Belediye önünde yapılan eylemde KESK Adına açıklamayı okuyan Dönem Sözcüsü ve Eğitim Sen Karabük Şube Başkanı Servet Odacı yaptığı açıklamada şunları söyledi;
 “1 NİSAN ŞAKASI YAPMIYORUZ! SSGSS’NİN TALEPLERİMİZ DOĞRULTUSUNDA DEĞİŞTİRİLMESİ İÇİN EYLEM YAPIYORUZ!
       Şu anda Meclis Genel Kurulunda bu ülkenin geleceği görüşülüyor. Emeklilik yaşını 65’e çıkararak, emekliliği tamamen hayal haline getirecek; katılım ve katkı paylarıyla elimizden alacak SSGSS yasası, kamuoyunun tüm tepkisine, emek ve meslek örgütlerinin itirazlarına rağmen Meclis Genel Kurulu’ndan geçirilmek isteniyor!
 
      Şu anda Türkiye’nin dört bir yanında on binlerce emekçi,tek bir amaç için,bu yasanın derhal Meclisten geri çekilmesi için alanları doldurmuş bulunuyor.5 yılı aşkın zamandır emekçilerin taleplerini duymazdan gelen AKP Hükümeti, alanlardan yükselen bu sese kulak tıkamayı bıraksın ve yasayı geri çeksin! 5 yılı aşkın zamandır İMF’nin taleplerini halkın ihtiyaçlarından daha üstün gören AKP Hükümeti 70 milyon yurttaşımızın ortak sesine kulak versin ve bu yasayı derhal geri çeksin.
     Bu yasa gündeme geldiğinden bu yana, bizler bu yasanın, İMF ve Dünya Bankası’nın dayatmaları sonucunda hazırlandığını dile getirdik. İMF ve Dünya Bankası’nın dayattığı tüm yasalar gibi, bu yasanın da temel özelliği, halkın değil, uluslar arası sermayenin çıkarlarıdır. Bu yasa, halkın sağlık hakkına yapılan harcamaları, ülkemizin geleceğine yapılan yatırımları “ kara delik” olarak gören “kara zihniyet”in ürünüdür! Bu neo- liberal zihniyet, faizlerin ödenmesini, faiz dışı fazla hedeflerinin tutturulmasını sağlığımızdan, sosyal güvenliğimizden, emeklilik hakkımızdan, çocuklarımızın geleceğinden daha önemli görmektedir. Emekçilerin böylesi karanlık bir zihniyetle uzlaşması mümkün değildir! Onlar bu ülkenin geleceğini İMF kredilerine satmış olabilirler, ama bizler çocuklarımızın geleceğinin satılığa çıkartılmasına izin vermeyeceğiz. Biz çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakacağız!
Buradan milletvekillerine sesleniyoruz! Ey kendisi 2 yılda kıyak emekli olurken yurttaşlarının 65 yaşında emekli olmasına oy kullanacak milletvekilleri, ey komisyon çalışmalarında SSGSS yasasının içerisine milletvekilleri için “temsil tazminatı” yerleştirmeye çalışan milletvekilleri, gelin birazcık vicdanınız, birazcık insafınız varsa bu yıkım yasasına “hayır” oyu kullanın!
Toplumsal uzlaşma sağlanmaksızın, emek ve meslek örgütlerinin eleştiri ve talepleri dikkate alınmaksızın çıkartılacak yasanın vebali, o yasaya parmak kaldıran milletvekillerinin yakasını, ömürleri boyunca bırakmayacaktır.
 
      Türkiye’ye verilecek kredi için SSGSS yasasının çıkartılmasını şart koşan İMF Heyeti ne kadar kararlıysa;daha önce Cumhurbaşkanlığından  ve Anayasa Mahkemesinden dönen bu yasayı bir kez daha meclise taşıyan AKP Hükümeti ne kadar kararlıysa, bu alanları dolduran emekçiler onlardan bin kat daha kararlıdır. Bizler bu yasanın yürürlüğe girmesine azla izin vermeyeceğiz!
 
       Bu yasa Meclis’ten geçse de bizim gündemimizden düşmeyecektir. Bizler bu yasaya karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. Bugün Türkiye’nin dört bir yanında yan yana gelen on binlere, on binlerce kişi daha katarak eylemlerimizi örgütlemeye devam edeceğiz. Biliyoruz ki biz karşı çıkarsak, YAPAMAZLAR!... “
Servet Odacı’nın açıklaması sırasında sık sık SSGSS’ye karşı ve AKP Hükümetini eleştiren sloganlar atıldı.

EĞİTİM SEN GENEL MERKEZİ TARAFINDAN 2008 YILI İÇİNDE YAPILAN BASIN AÇIKLAMALARI

Nisan 2008

• Gerginlik Siyaseti, Üniversiteler Üzerinden Yeniden Üretiliyor! 2008-04-08

• Siyasal Gerginlikler, Üniversiteler Üzerinden Sürdürülmek İsteniyor! 2008-04-07

• Haklarımıza Sahip Çıkmak, Gericiliğe Dur Demek İçin Mücadelemizi Sürdüreceğiz! 2008-04-02

Mart 2008

• Sınava Endeksli Eğitim Öğrencilere Değil Dershanelere Fayda Sağlıyor 2008-03-20

• Öğretmen Okullarının 160. Kuruluş Yıldönümü 2008-03-16

• Haklarımız İçin Eylemdeyiz! 2008-03-14

• Emek Platformunun Aldığı Karara Ülke Çapında Geniş Katılım Sağlayacağız! 2008-03-13

• Üniversitelerimiz Araştırması 2008-03-10

• İşyerinde Cinsel Taciz ve Eğitim ve Bilim Emekçisi Kadınların İşyerinde Cinsel Tacize Karşı Tutumları 2008-03-07

• Zorunlu Din Dersi Kaldırılmalı, Yargı Kararları Uygulanmalıdır! 2008-03-04

Şubat 2008

• Eğitimde ve Yükseköğretimde Açıklar Toplumun ve Ülkenin Geleceğini Tehdit Ediyor! 2008-02-25

• Kadrolaşmanın Dayanılmaz Hafifliği! 2008-02-19

• Memur ve Hizmetlilerin Sorunları Çözülmeli, Talepleri Karşılanmalıdır! 2008-02-16

• Katsayı Tartışmaları Gerginlikleri ve Ayrışmaları Arttırmaya Hizmet Ediyor! 2008-02-14

• Mesleki Eğitimde Sorun Sayısal ya da Katsayı Sorunu Değil, Nitelik Sorunudur! 2008-02-13

• Toplumu Ayrışmaya İten Türban Düzenlemesi Geri Çekilmelidir! 2008-02-08

• 2008 Yılında En Az 50 bin Kadrolu Öğretmen Ataması Yapılmalıdır! 2008-02-06

Ocak 2008

• Üniversitelerde Türban Tartışmaları Yeni Kutuplaşmalara Zemin Hazırlıyor! 2008-01-30

• 2007 Yılı Eğitimde Sorunlar ve Skandallarla Geçti! 2008-01-25

• Öğrenci Velileri, Karnesi Zayıf Olan Çocuklarına Hoşgörü İle Yaklaşsınlar! 2008-01-24

• Emekle, Mücadeleyle, Sevgiyle, Dostlukla, Kardeşlikle Yoğrulmuş 14 Yıl : EĞİTİM SEN 14 YAŞINDA! 2008-01-23

• Güvencesiz İstihdam, Öğretmenliği Değersizleştiriyor, Öğretmenleri Umutsuzlaştırıyor, Cinsiyet Eşitsizliğini Derinleştiriyor 2008-01-22

• Üniversitenin Paralı Olması, İş Güvencesinin Yok Edilmesi Programı Dünya Bankası Patentlidir! 2008-01-18

• Türkiye’nin Sorunu Öğretmenler Değil, Dünya Bankası ve IMF’dir! 2008-01-16

• Üniversitelerin Sorunları ‘Türban’ Tartışmalarıyla Örtülemez, Paralı Üniversite Hedeflerine Geçit Verilemez! 2008-01-16

• AKP Hükümeti Benimsediği Politikalarla Emekçileri Sefalete Mahkum Ediyor! 2008-01-15

• AKP Hükümetinin Eğitim Hedefleri Hiç Gerçekçi Değil! 2008-01-11

• ABD’den İlham, AKP’den Destek, Sermaye’den Alkış Alan Yüksek Öğretimi Tasfiye Planına Geçit Vermeyeceğiz! 2008-01-09

• YÖK Başkanı’nın “Küçük Amerika” Olma Hayali Üniversitelerimizi Bitirecek! 2008-01-07

• Resmi Belgeler, Milli Eğitim Bakanı ve Bakanlık Bürokratlarının Ek Derslerle İlgili Yaptıkları Açıklamaları Yalanlıyor! 2008-01-04

• Diyarbakır’daki Patlamayı Kınıyoruz! 2008-01-03

• AKP Hükümeti Kaşıkla Verdiğini Kepçe Kepçe Alacak! 2008-01-01




 

Karabük:  Bayır Mah. Gökalp Cad. Acarlar Apt No:1/2 KARABÜK

Telefon : 370 412 28 58  Faks: 370 412 28 58

karabuk@egitimsen.org.tr

Safranbolu : Karabük Cad. Çizmecioğlu İşhanı Kat:2 SAFRANBOLU
safranboluegitimsen@gmail.com

Site Tasarım : Fikri SAZOĞLU